COLD SNOW
29 Aralık 2013 Pazar
25 Aralık 2013 Çarşamba
FROZEN II
"Dokunsan ağlayacak" diye bi söz varya,
bunlarda dokunsan, dökülecek.
Bu çok güzel görüntü kaybolup gidecek.
Dokunmana bile gerek yok, biraz rüzgar yeterli dağıtmaya.
O yüzden elinizi çabuk tutup fotoğraflamanız lazım.
Rüzgar esti esecek.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, İncek.
bunlarda dokunsan, dökülecek.
Bu çok güzel görüntü kaybolup gidecek.
Dokunmana bile gerek yok, biraz rüzgar yeterli dağıtmaya.
O yüzden elinizi çabuk tutup fotoğraflamanız lazım.
Rüzgar esti esecek.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, İncek.
FROZEN
Diyorlar ki, sabahın 7sinde çıkıp fotoğraf mı çekiyorsun?
Kafayı yemişsin.
Böyle güzelliklerden anlamadıklarından olsa gerek.
Havanın -13 derecelere dayanması beraberinde sadece olumsuz, kötü şeyler getirmiyor.
Buna benzer güzelliklerde getiriyor.
E biraz da üşümek lazım.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, İncek.
Kafayı yemişsin.
Böyle güzelliklerden anlamadıklarından olsa gerek.
Havanın -13 derecelere dayanması beraberinde sadece olumsuz, kötü şeyler getirmiyor.
Buna benzer güzelliklerde getiriyor.
E biraz da üşümek lazım.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, İncek.
21 Aralık 2013 Cumartesi
BİRAZ DAHA MAKARNA?
Arada bi böyle kendimiz olmak, tamamen içimizden geldiği gibi davranmak,
Çıplak ayaklarınızla hafif nemli toprağın üzerinde gezinmeye benzer.
Deneyin.
Görün.
Oğuzhan Pekgürler
Hatay, Dörtyol.
Çıplak ayaklarınızla hafif nemli toprağın üzerinde gezinmeye benzer.
Deneyin.
Görün.
Oğuzhan Pekgürler
Hatay, Dörtyol.
THE TWINS
Bu fotoğrafla yan yana konulduğunda benzerlik gösterecek çok insan var etrafınızda değil mi?
Hani içi-dışı bir olmayanlardan.
Belki bizde öyleyizdir biraz.
Hepimiz.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, Ümitköy.
Hani içi-dışı bir olmayanlardan.
Belki bizde öyleyizdir biraz.
Hepimiz.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, Ümitköy.
24 Kasım 2013 Pazar
I ROBOT
Kirin, pasın, yağın, çekiçlerin, ingiliz anahtarlarının arasında kaldıysanız,
ve yapacak bişeyiniz yoksa,
Fotoğraf çekin!
Hoşunuza gitmedi mi?
O zaman bu arkadaşın ellerini düzeltmekle işe başlayabilirsiniz.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, Ostim.
ve yapacak bişeyiniz yoksa,
Fotoğraf çekin!
Hoşunuza gitmedi mi?
O zaman bu arkadaşın ellerini düzeltmekle işe başlayabilirsiniz.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, Ostim.
18 Kasım 2013 Pazartesi
KÜÇÜK KIRMIZI
Gözleriniz sürekli kaldırımda yürüyen güzel bayanlara veya benzer şeylere kaymazsa,
Biraz farklı açılardan bakarsanız,
Sokaklarda, kaldırımlarda, fotoğraflamaya değer o kadar çok şey var ki.
Oğuzhan Pekgürler
İstanbul, Beşiktaş.
Biraz farklı açılardan bakarsanız,
Sokaklarda, kaldırımlarda, fotoğraflamaya değer o kadar çok şey var ki.
Oğuzhan Pekgürler
İstanbul, Beşiktaş.
KARGALARIN KARGAŞASI
Ben rap müzik dinlemem,
ama "kargaların kargaşası" adlı şarkıyı bilmeyecek kadar da uzak değilim.
Bu anı fotoğrafladığımda aklıma gelen ilk isimde bu oldu.
Aslında bize kargaşa gibi gelen durum onlara o kadar normal ki,
Görmelisiniz nasıl bi bütün halinde hareket ettiklerini,
O berbat sesleriyle birlikte tabii.
Oğuzhan Pekgürler
İstanbul, Alibeyköy.
ama "kargaların kargaşası" adlı şarkıyı bilmeyecek kadar da uzak değilim.
Bu anı fotoğrafladığımda aklıma gelen ilk isimde bu oldu.
Aslında bize kargaşa gibi gelen durum onlara o kadar normal ki,
Görmelisiniz nasıl bi bütün halinde hareket ettiklerini,
O berbat sesleriyle birlikte tabii.
Oğuzhan Pekgürler
İstanbul, Alibeyköy.
17 Kasım 2013 Pazar
Pİ
Mekanın adı KafePi.
Gayet basit kafe&pub tarzı bi yer,
Özelliği de bu basitliğin yanında gayet güzel müzikler ve aperatiflere sahip olması.
Servis gayet hızlı,
Gündüz ailenizle bile gelebileceğiniz türden, ki biz geldiğimizde bikaç aile gördük.
Gece ise muhabbet edip bi yandan da içkinizi yudumlayabileceğiniz farklı bi mekana dönüşüyor.
Özel etkinlikleri falan da var, sürekli müşterilerini yurtdışına göndermek gibi.
Gerisini de siz gidince öğrenirsiniz.
İyi pazarlar.
Oğuzhan Pekgürler
İstanbul, Beşiktaş.
(İphone 4s ile çekildi. Filtreli.)
35.İSTANBUL MARATONU
35.Vodafone İstanbul Maratonundaydık bugün, Fun Run etkinliğinde.
Her çeşit, her amaca hizmet eden, her ulustan insan görmek mümkün.
Bana sorarsanız herkesin bi kez yaşaması gereken güzel bi tecrübe.
Yürüyün, emekleyin, ama o insanların arasında gezin o eşsiz mekanları.
Hem birazda spor yapmış olursunuz işte.
Oğuzhan Pekgürler
İstanbul, Boğaziçi Köprüsü.
(İphone 4s ile çekildi. Filtreli.)
15 Kasım 2013 Cuma
EVİMİN ÖNÜNE ÇÖP ATMAYIN!
Ne kadar da anlamlı değil mi?
Dünyayı kendi ellerimizde kirletirken, bazılarımız da temizliyor,
Üstelik kambur beline yaşlı bedenine rağmen!
Ya siz? Bu yaşlı teyze kadar düşünüyor musunuz çevrenizi?
Her sabah bıkmadan usanmadan kapının önünü süpürüyor musunuz?
Kendi adıma hayır diyorum ve utanıyorum...
Elazığ ( Bütün hakları saklıdır.)
13 Kasım 2013 Çarşamba
Bir Mesajım Var
Merhaba ben yüz yıllık bir çınarım, insanlara nefes alması için yardım ederim.
Bu sıralar insanlar beni çok kırdı, artık nefes alamıyorum.
Ne siz beni duyabilirsiniz ne ben sizi, aramızdaki tek bağ inanç.
Dallarımdan salıncak yapan çocuklar nerde?
Beni seven çocuklar, ben yine onlara dal olurum,
Yeter ki bana bağlansınlar...
OKUL BAHÇESİ
Bir okul bahçesi düşünün, bahçesinde onlarca melek. Dersler onlara oyun gibi geliyor ve hayatta ama çok geçmeden öğreniyorlar hayatın bir okul bahçesi gibi olmadığını. Demir parmaklıklar onları koruyor bir bakıma dünyadan ve hayattan. Kimisi doktor kimisi öğretmen olacak bu meleklerin, peki melekleri değiştiren şey ne? Büyümek mi?
12 Kasım 2013 Salı
11 Kasım 2013 Pazartesi
TAKE A LISTEN
Tabii bunu da hiç düşünmediniz değil mi?
Hadi böldünüz diyelim, nasıl hazmediyorsunuz?
Bi dinlemeyi denesenize,
Hani onu ikiye bölmeden önce,
Belki fikrinizi değiştirir...
Veya şöyle yapın, domatese nedenlerinizi siz anlatın,
ki aklında soru işaretleri kalmasın,
Sizin de içiniz bi nebze olsun rahatlar,
Gerçi sizin içiniz hep rahattı değil mi?
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, Ümitköy.
10 Kasım 2013 Pazar
NIGHTLIGHT
Saat 23.30,
Fotoğraf çekmemek için elimizde bütün nedenler var aslında,
Ama biz üst geçidin birinde, tripodun başındayız.
Gelen geçen insanların bakışları ilginç, düşünüyorlar bu kaçıklar ne yapıyor?
Soğuktan tetiğe basan parmağım uyuşmuş halde, hala basıp basmadığımı anlayamıyorum.
Neyse çeker çekmez toparlanıp dönüyoruz, sonunda da idare eder diyebileceğimiz bu fotoğraf çıkıyor ortaya.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, Ankara-Eskişehir yolu.
8 Kasım 2013 Cuma
TAM KAÇIYORDUM
Fotoğrafa verilecek ismi çok düşünmedim. En uygun ismi de verdiğimi düşünüyorum. Vapur daha yanaşmadan farkettim onu kıyıda, inene kadar uçar nasılsa dedim hatta. Ama indiğimizde hala poz vermek için bekliyordu. Ben deklanşöre bastığım anda selamı çaktı, "bende tam kaçıyordum" dedi ve uçtu gitti arkadaş. Ama gidişi de şık oldu hani. Herkes onun kadar güzel gitmiyor. Herkes onun kadar bile bekleyemiyor. "Bende tam kaçıyordum" demeden kaçıp gidiyor.
Oğuzhan Pekgürler
İstanbul, Üsküdar.
3 Kasım 2013 Pazar
12 NUMARA
Aslında hepsi aynı kalıptan çıkmış, farkları renkleri ve numaraları. Düşününce insanlar gibiler en önde bir 12 numara var ve parçalı desenli ya diğerleri? 12 numaranın arkasına saklanmalarının sebebi ne?
Herkes halinden memnun devam ediyor hayatına kırmızı demiyor neden arkadayız diye çünkü biliyor oyunun kuralı böyle.
2 Kasım 2013 Cumartesi
BIRAK GİTSİN
Her fotoğrafın vardır bi hikayesi.Bunun hikayesi mi?
Üstü kapalı geçelim biraz.
Bunun hikayesi, 86.
86 gün.
Bi şişenin içine biriken 86 günün akıııp, gitmesi.
Fotoğraftakiler akmıyor aslında, uçuyor.
Çünkü fotoğraf akıp gidenlerle birlikte, uçup yok olan hayalleri simgeliyor.
Uçup yok olacaklar ki, yeni hayallere yer açılsın.
Aslında o kadar çoklar ki, şişeden dışarı çıkarken zorluyorlar, insanın, afedersiniz şişenin canını yakıyorlar.
Ama zamanla her şey normale dönecek.
Hem gidenlerin yerine yenileri dolacak.
Hemde giderken şişede bıraktıkları izler silinecek.
Doğanın kanunudur bu.
Zaman her şeyin ilacıdır.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, Ümitköy.
31 Ekim 2013 Perşembe
30 Ekim 2013 Çarşamba
29 Ekim 2013 Salı
KİM BİLİR?
Bağırıyor mu? Daha da abartıp haykırıyor mu?
Esniyor mu?
Sadece poz mu veriyor?
Kocaman bi ısırık almak için mi bekliyor?
Neyse ne...
İçinden geldiği gibi davranıyor sonuçta, çoğumuzun, büyük bi çoğunluğun yapamadığını yapıyor.
(Yine aynı bağ, bahçe turunda çekildi)
Oğuzhan Pekgürler
Hatay, Erzin.
ROAD TO NOTHING
İnanın bu yol nereye çıkıyor, nereye gidiyoruz, ne olacağız bilmiyoruz.
Sadece bi arazi aracının arkasında oturmuş gidiyoruz.
Niye gidiyoruz?
Çünkü gitmek istiyoruz, yolun bittiği yer önemli değil.
Ha madem öylesine bi şeyler yapıp duruyoruz.
Bağ, bahçe, çamur, bataklık dolaşıp duruyoruz.
O zaman ayağa kalkıp öylesine fotoğraf çekelim diyoruz.
Hiçbi yere çıkmayan o yolda giderken onlarca fotoğraf çekiyoruz ve içlerinden en elle tutulur olanını da şimdi sizinle paylaşıyoruz efendim, sevgiler.
Oğuzhan Pekgürler
Hatay, Erzin.
25 Ekim 2013 Cuma
ŞAH AT
En güzeli ne biliyor musunuz?Hayalini kuruyorsunuz.
Yine kuruyorsunuz.
Biraz daha kuruyor ve eksiklerini gideriyorsunuz.
Sonra hayalinizi inşa ettiğiniz soyut parçaların, gerçek hayattaki karşılıklarını bulmaya çalışıyorsunuz.
Yoksa sadece hayal olarak kalır.
Bulduğunuz parçaları, aynı hayal ettiğiniz gibi yerleştiriyorsunuz, kendi küçük stüdyonuzda.
Stüdyo deyince heyecanlanmayın, bu fotoğraf bi yazlık banyosunda çekildi.
Neyse geçiyorsunuz makine başına.
Eğer o ana kadar her şey yolunda gitmişse
Vizörden baktığınız an, kendinizi yarattığınız o hayal dünyasını seyrediyormuş gibi hissediyorsunuz.
Gözleriniz kapalıyken ne düşündüyseniz, karşınızda duruyor ve siz bunu ölümsüzleştiriyorsunuz.
İnsanlara kurduğunuz bi hayali anlatmak yerine, gerçekleştirdiğiniz hayalleri sunuyorsunuz.
Oğuzhan Pekgürler
Hatay, Yeşilköy.
ADINI SİZ KOYUN
Fotoğraflanmış, öylesine bi an işte. Ne bi amacı var, ne bi hazırlığı. E fotoğrafçılık da bazen bunları gerektirmez mi zaten?Oğuzhan Pekgürler
Hatay, Yeşilköy.
9 Ekim 2013 Çarşamba
LET'S DRINK TONIGHT
Çoğu insanın değişmeyen, basit, alışılmış ve sıkıcı yorumudur; O acı şeyi içmekten ne anlıyorsun!
Tadı viskiden daha acı gelen şeyler hazmetmemiş bünyeleri daha önce,
Haberleri yok bu acı tat çoğuna, diğerlerinin yanında tatlı geliyor.
Bunsuz olmaz mı?Olur.
Uyuyamazsın uzunca bi süre,
Biraz da gülmeyi unutursun alt tarafı,
Sonrası bilindik zaten.
Yukarıda duran şişe sadece işler yolunda gidiyormuş hissine kapılmanı sağlar, hepsi bu.
Oğuzhan Pekgürler
Ankara, Ümitköy.
8 Ekim 2013 Salı
SABREDEN DERVİŞ
Hava sıcak. Göründüğü gibi kız kulesini karşımıza almış oturuyoruz. Yanımda Fazıl. Nam-ı değer Fadıl. Denizi, gün batımını ve tabii ki kız kulesini seyretmek için güzel düşünüp, basamaklara yün kaplamalı minderler atmışlar. Sıcak havaya bi de bu ekleniyor. İyiden iyiye yakıyor bizi minderler.
Neyse elimizde makinelerimiz. Doğru anı yakalamaya çalışıyoruz. Martı, gün batımı, kız kulesi üçlüsünü. Tabii camiler, tekneler falan ayrı bi hava katmıyor değil. Ama bi sıkıntı var ki martılar kadraja girmemekte ısrarcı.
Bi yandan sohbet muhabbet. Diğer yandan "bu sefer girecek mi acaba?" telaşı, derken güneş battı batacak.
Artık umutlar tam tükenmek üzereyken, bi martı takılıyor gözüme. Tek gözüm vizörde, diğeri ise kontrol amaçlı açık, martıyı seyretmekte. Süzüle süzüle geliyor bizimkisi. Kadrajıma girdiği anda basıyorum deklanşöre ve heyecanla açıyorum fotoğrafı. Karşıma bu çok beğendiğim ve sizin de beğeneceğinizi düşündüğüm fotoğraf çıkıyor.
O an, güneşin yavaş yavaş batmasıyla gelen serinlik ve bu kareyi yakalamanın verdiği mutluluk birleşince, tadından yenmez bi hal alıyor.
Fadıl da durumu güzel özetliyor, "ee kardeşim, sabreden derviş muradına ermiş".İstanbul, Üsküdar.
KİMSE FARKINDA DEĞİL Mİ?
Herkese neler oluyor?Neden komşular birbirini tanımıyor?
Eli dolu olan birine neden yardım etmiyorlar?
Eli dolu olan neden yardım istemeye korkuyor?
Şurada ki yaşlı adam ayaktayken, neden bu genç oturuyor?
Kimse yok mu? Şu sıcağın bağrında tekerlekli sandalyesiyle gitmeye çalışan kadına yardım edecek?
Neden kimse eskisi gibi düşünmüyor?
Neden herkes bi çıkar peşinde koşup insanları aldatıyor?
Aynı zamanda kendi de aldatılıyor, bu düzen hoşlarına mı gidiyor?
En azından annesini kaybeden şu çocuğa yardım eden birisi çıktı.
Demek hala içlerinde insanlığını yitirmemişler var.
Güvenebileceklerimiz var.
Ama neden eskisi kadar çok değiller?
Oğuzhan Pekgürler
İstanbul, Sirkeci.
UÇAMAZ AMA UÇUYORMUŞ GİBİ DAVRANABİLİR
Siz yapabilir misiniz?
Uçamazken, uçuyormuş gibi,
Mutsuzken, mutluymuş gibi,
Yoksulken, zenginmiş gibi,
Hiçbir şeye sahip değilken, aslında sahipmiş gibi,
Davranabilir misiniz?
Oğuzhan Pekgürler
Hatay, Dörtyol.
7 Ekim 2013 Pazartesi
AKORDEONCU ÇOCUK
Belki hiçbirimizin etmediği kadar nefret etmiş müzikten, bilemeyiz. Ama bakışları öyle söylüyor bu çocuğun. İçinden çalmak gelmiyor, parmak ezberini konuşturuyor sadece. Hayalini kurduğu şeyler için konuşturuyor.İstanbul, İstiklal Caddesi.
6 Ekim 2013 Pazar
ALWAYS A SMILE FACE
Çoğu insanın yapmayı başaramadığı şeyi yapıyor, yüzünden gülümsemesini eksik etmiyor. Onu üzen şeyler yok mu? Gülümsemesiyle sizin böyle düşünmenizi sağlıyor. Belki de şöyle düşünüyor, "en azından üzülecek iyi nedenlerim var", ama saklıyor duygularını ve gülümsüyor. Kahkaha atıyor. Gün boyu yüzlerce insanın saçmalıklarını umursamıyor bile. Tam tersini yaparsa yine kendi kaybedecek biliyor. Kendini kandırmıyor. Sadece bizleri kandırıyor.
Oğuzhan Pekgürler
İstanbul, Eminönü.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)



































